Ara ara bir şeyler yazacağım buradan, bazen içimden geçenleri anlatacam bazen dökülenleri. Kısa olacak yazdıklarım aynı hayat gibi. Hadi başlayalım…
Afyon’u kıskanan bir İstanbullu gelin yaşıyor burada…” Afyonkarahisar’da
Belki ilk duyduğunuzda tebessüm ettiren bir cümle. Ama içinde koca bir gerçeği saklıyor.
Afyonkarahisar, sadece tarihiyle, lezzetleriyle ya da termal zenginlikleriyle anılan bir şehir değil. Asıl zenginliği, insanına sunduğu huzur ve güven duygusu.
Burada çocuklar özgürce bisiklet sürebilir. Akşamın ilerleyen saatlerinde sokakta oyun oynayan çocuk sesleri hâlâ duyulur. Uçurtmalar gökyüzünü süsler, top peşinde koşan çocuklar için saatin çok da önemi yoktur.
Burada insanlar gece vakti evlerine dönerken tedirgin olmaz. Sokaklar sadece yolları değil, güveni de birbirine bağlar.
Komşuluk ise hâlâ yaşayan bir değerdir. Bir komşunun uzattığı sıcak bir bükmeyi gönül rahatlığıyla kabul edersiniz. Çocuklar gerektiğinde komşuya emanet edilir; çünkü güven, sadece kapıları değil, gönülleri de açık tutar.
Büyük şehirlerin karmaşası, bitmeyen telaşı ve güven kaygıları arasında bunlar belki sıradan gibi görünmeyebilir. Hatta birçok kişi için artık sadece güzel bir anıdan ibarettir. Oysa Afyonkarahisar’da bunların önemli bir kısmı hâlâ günlük hayatın doğal bir parçasıdır.
İşte bu yüzden, Afyon’u kıskanan bir İstanbullu gelin varsa, buna şaşırmamak gerekir. Çünkü bazen bir şehri güzel yapan yüksek binalar, kalabalık caddeler ya da gösterişli yaşamlar değildir. Bir şehri asıl güzel yapan; huzurla yaşamak, güvenle yürümek, komşusuna güvenebilmek ve çocuklarını özgürce büyütebilmektir.
Afyonkarahisar, belki her açıdan kusursuz değildir. Ama sahip olduğu samimiyet, güven ve komşuluk kültürüyle birçok büyük şehrin özlemini duyduğu bir yaşamı hâlâ yaşatmaya devam ediyor.
Ve belki de gerçek zenginlik tam olarak budur.

