Güzelleşirken Neleri Bilmeliyiz?
Botokstan Dolguya, Mezoterapiden Gençlik Uygulamalarına Estetiğin Bilinmeyenleri
Uzm. Dr. Büşra Seçil Seçen: Botoks ve dolgu gerçekten “masum güzellik dokunuşları” mı, yoksa yanlış uygulandığında sağlığımızı tehdit edebilir mi?
Dr. Esad Tatoğlu: Öncelikle her tıbbi uygulamada olduğu gibi botoks ve dolgu uygulamalarında da yan etki görülebilir. Botoks, kasların hareketini geçici olarak azaltarak kırışıklıkları açan bir uygulamadır. Özellikle ağız çevresine yanlış teknikle uygulandığında ağızda kayma veya yemek yemede zorlanma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Boyun bölgesine yapılan uygulamalarda ise daha ciddi riskler söz konusu olabilir. Bu nedenle uygulamanın hangi bölgeye, hangi dozda ve hangi teknikle yapıldığı büyük önem taşır. Dolgu uygulamalarında ise damar ve sinirlerin anatomik yerleşiminin bilinmesi kritik öneme sahiptir. Anatomik bilgi ve doğru teknik olmadan yapılan uygulamalarda sinir hasarı, hissizlik veya damarların etkilenmesine bağlı olarak dokunun beslenmesinin bozulması gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle medikal estetik uygulamalar, mutlaka bu konuda eğitimli hekimler tarafından yapılmalıdır.

BSS: “Daha genç görüneceğim” derken yüzümüzün doğal ifadesini kaybettiğimizi nasıl anlarız?
ET: Yüzümüzün bir altın oran sınırı vardır. Bu sınır çerçevesinde yapılan medikal estetik işlemler doğal görünümü muhafaza eder. Örneğin zamanla kişinin yanaklarında çökme veya hacim kaybı oluşursa, bu eksikliği dolguyla ihtiyacı kadar yerine koymak doğal görünümü koruyabilir. Aynı zamanda doğru teknik de çok önemlidir. Örneğin yanaklarında hacim kaybı olan bir hastaya dolgunun doğru anatomik plana, gerektiğinde derinden kemik üzerine uygulanması gerekir. Yüzeysel yapılan dolgular kayabilir ve doğal görünümü bozabilir. Kişiye özel tedavi planı ve doğru teknik uygulandığında doğal görünüm korunabilir.
BSS: Estetik işlemlerde en çok korkulan komplikasyonlar neler? Bir işlem sonrası hangi belirtilerde “hemen doktora başvurmalıyız” demeliyiz?
ET: Estetik işlemlerde en çok korkulan komplikasyon aslında göz kapağı düşmesi değildir. Botoksun bu etkisi geçicidir. Daha ciddi olarak dikkat edilmesi gereken durum, işlem yapılan bölgede damar dolaşımının bozulmasına bağlı doku beslenmesinin etkilenmesidir. İşlem sonrasında bölgede belirgin beyazlaşma, renk değişikliği, ağrı ve sonrasında cildin morarmaya veya siyahlaşmaya başlaması gibi belirtiler görülürse mutlaka vakit kaybetmeden işlemi yapan doktora başvurulmalıdır.
BSS: Dudak dolgusu, çene dolgusu, burun dolgusu… Her bölgeye dolgu yapılabilir mi? “Dolgu eritilir, sorun çözülür” düşüncesi ne kadar doğru?
ET: Evet, her bölgeye dolgu yapılabilir; fakat o bölgede gerçekten ihtiyaç varsa. Daha önce hacimli olan bir bölgede sonradan hacim kaybı oluşması veya anatomik olarak o bölgenin hacimsiz olması nedeniyle dolgu uygulanabilir. Örneğin kişinin dudakları yüz oranlarına göre normalden çok ince ve hacimsiz kalıyorsa dudak dolgusu yapılabilir. Yani kişinin ihtiyacı doğrultusunda, doğru teknik kullanılarak farklı bölgelere dolgu uygulanabilir. Ancak her bölgenin kendine özgü anatomik riskleri olduğu unutulmamalıdır.
BSS: Mezoterapi, gençlik aşısı, PRP gibi uygulamalar gerçekten cildi gençleştiriyor mu, yoksa beklentimizle bilimsel gerçekler arasında fark mı var?
ET: Mezoterapiler genel anlamda cildi besleyen ve cilt kalitesini artırmayı amaçlayan uygulamalardır. İçeriklerinde vitamin, mineral, kollajen, peptit, somon DNA’sı, hyalüronik asit gibi farklı maddeler bulunabilir. Bunların yanı sıra leke görünümünü azaltmaya, akne tedavisine veya gözenek görünümünü iyileştirmeye yönelik farklı içerikler de kullanılabilir. PRP, gençlik aşıları, akne ve leke mezoterapileri, kollajen uygulamaları ve somon DNA’sı gibi tedaviler uygun hastalarda cilt kalitesini artırmaya yardımcı olabilir. Ancak kullanılacak uygulamanın kişinin cilt yapısı ve ihtiyacına göre belirlenmesi önemlidir.
BSS: Sosyal medyada gördüğümüz “5 dakikada gençleşme”, “iğnesiz yüz germe”, “tek seansta mucize” vaatlerine ne kadar güvenmeliyiz?
ET: Hastanın yüzünde oluşan eksiklikler, kırışıklıklar ve yorgun ifade yıllar içerisinde meydana gelir. Bu şikâyetlerin çözümünün de hızlı ve sihirli bir dokunuşla olması beklenmemelidir. Kademe kademe ve gerektiğinde seanslar halinde yapılan tedavilerle daha kontrollü, daha doğal ve daha kalıcı sonuçlar elde etmek mümkündür. Bu nedenle sosyal medyadaki “mucize” vaatlerinden ziyade işlemin bilimsel dayanağına ve işlemi uygulayan hekimin deneyimine dikkat edilmelidir.
BSS: Estetik işlem yaptırmadan önce kan tahlili veya sağlık kontrolü gerekir mi? Hangi hastalıklar ve kullanılan ilaçlar estetik işlemleri riskli hale getirebilir?
ET:Estetik işlemleri yaptırmadan önce ayrıntılı muayene şarttır. Bu nedenle işlemlerin doktorların çalıştığı kliniklerde yaptırılması önemlidir. İşlem öncesinde hastanın kronik hastalıkları, gebelik ve emzirme durumu, kullandığı ilaçlar ve ilaç alerjileri sorgulanır.
Hekim kontrolünde riskli bir durum saptanırsa işlem yapılmaz ve hasta doğru şekilde yönlendirilir. Her hastaya rutin olarak aynı kan tahlillerinin yapılması gerekmeyebilir; önemli olan kişinin sağlık durumunun ve işlem açısından taşıdığı risklerin değerlendirilmesidir.
BSS: Bir kez botoks veya dolgu yaptırınca sürekli yaptırmak gerekir mi? İşlemleri bırakınca yüzümüz eskisinden daha kötü olur mu?
ET:Hayır, kesinlikle. İşlemleri sürekli yaptırmak gerekmez ve yaptırılmadığında yüz daha kötü olmaz. Örneğin botoks uygulamalarının etkisi zaman içerisinde azalır ve kas hareketleri eski haline döner. Dolgu uygulamalarının kalıcılığı ise kullanılan ürüne ve uygulanan bölgeye göre değişebilir. Bu işlemler bir zorunluluk haline getirilmemelidir.
BSS: Bir estetik işlemi yaptırırken “iyi hekim” dışında nelere dikkat etmeliyiz? İşlemin yapıldığı merkez ve kullanılan ürün neden bu kadar önemli?
ET: Yapılan uygulamanın kalitesini temel olarak iki şey belirler: kullanılan ürünün kalitesi ve uygulama tekniği. İlacın kalitesi ve uygulama tekniği iyiyse işlem sonucu da başarılı olur. Bu nedenle medikal estetik eğitimi almış hekimlerin çalıştığı klinikler tercih edilmelidir. Hastayı yalnızca müşteri olarak görmeyen, tıbbi açıdan değerlendiren ve kaliteli, orijinal ürünler kullanan kliniklerin tercih edilmesi önemlidir.
BSS: Güzelleşmek ile “daha fazla işlem yaptırma” isteği arasındaki sınırı nasıl belirlemeliyiz? Estetik bağımlılığı diye bir durum gerçekten var mı?
ET: Evet, her şeyde olduğu gibi medikal estetik işlemlerinde de bir sınır konulmalıdır. Bu sınırın belirlenmesini işlemi yapan hekimin objektif değerlendirmesine bırakmak en doğru yaklaşım olacaktır. Kişinin yüz oranları ve gerçekten ihtiyaç duyduğu işlemler hekim tarafından belirlenirse bu sınır korunabilir ve doğal, estetik görünüm sürdürülebilir. Amaç yüzü tamamen değiştirmek değil, kişinin doğal görünümünü koruyarak ihtiyaç duyduğu dokunuşları doğru şekilde yapmaktır.
Doktorum Dahiliye Gözüyle; Doğallığın Sınırında Güzellik
Güzellik anlayışımız değişiyor. Artık yılların izlerini azaltmak, yüzümüzün kaybettiği hacmi geri kazanmak ve daha dinç görünmek için pek çok medikal estetik uygulamadan yararlanabiliyoruz.
Ancak estetik müdahale söz konusu olduğunda “daha fazlası” her zaman “daha güzeli” anlamına gelmiyor. Doğal görünümün sınırı nerede başlıyor? Bir estetik işlemi güvenli yapan nedir? Ve güzelleşme isteğimiz ne zaman bir beklenti döngüsüne dönüşüyor?
Bu röportajda botoks, dolgu, mezoterapi, PRP ve gençlik uygulamalarını tüm bu soruların ışığında ele aldık. Çünkü gerçek güzellik, kendimize benzemeyi bırakmadan daha iyi görünmek olabilir.
Uzman Doktor Büşra Seçil Seçen
Doktor Esad Tatoğlu
