Afyonkarahisar’da yaşarken bazen her gün yanından geçtiğimiz yerlerin aslında ne kadar büyük hikâyeler taşıdığını unutuyoruz.
Geçmişin izlerini biraz araştırmaya başlayınca şehrin sokaklarında, tepelerinde, camilerinde ve türbelerinde birbirinden farklı hikâyeler karşımıza çıkıyor.
Bugün sizlere Hıdırlık’ın eteklerinde bulunan, halk arasında İğde Dede olarak bilinen türbeden bahsetmek istiyorum.
İğde Dede’nin asıl adının Abdullah Efendi olduğu aktarılıyor. Türbe, Gökçe Mahallesi taraflarında, kayalık bir alanın içerisinde yer alıyor. Merdivenlerden aşağı doğru inildiğinde mağarayı andıran bir bölüme ulaşılıyor.
Burası bana her zaman biraz gizemli gelmiştir.
Çünkü insan oraya indiğinde yalnızca eski bir türbeyi değil, sanki Afyonkarahisar’ın geçmişinden kalmış sessiz bir hikâyeyi de ziyaret ediyor gibi hissediyor.
Peki neden İğde Dede?
İşte hikâyenin en merak uyandıran taraflarından biri de bu.
Anlatılanlara göre türbenin bulunduğu bölge kayalık olmasına rağmen çevresinde iğde ağaçları bulunuyordu. Bu durum halkın dikkatini çekmiş ve zamanla burası İğde Dede adıyla anılmaya başlamış.
Bazen bir yerin ismi bile bize geçmişten küçük bir ipucu bırakıyor.
İğde ağacının kokusunu, kayalıkların arasındaki sessizliği ve aşağıya doğru inen o merdivenleri düşündüğümde, insanın zihninde ister istemez eski Afyon canlanıyor.
İğde Dede hakkında anlatılan rivayetlerden birinde, Abdullah Efendi’nin Mevlevî çevresinden Mehmet Çelebi ile birlikte Afyonkarahisar’a geldiği ve burada bulunan mağarada bir süre inzivaya çekildiği, ardından talebeler yetiştirdiği aktarılıyor. Bu anlatıların bir kısmının Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’ne dayandırıldığı da belirtiliyor.
Elbette geçmişten günümüze ulaşan bu tür hikâyelerin hangisinin tarihî bilgi, hangisinin halk arasında oluşmuş rivayet olduğunu birbirinden ayırmak gerekiyor.
Ama bence önemli olan bir başka şey daha var:
Bu hikâyeler Afyonkarahisar’ın hafızasını yaşatıyor.
Bugün insanlar türbeyi farklı sebeplerle ziyaret ediyor, dua ediyor ve huzur bulduklarını söylüyorlar. Türbenin halk arasında ziyaret edilen manevi mekânlardan biri olduğu çeşitli yerel kaynaklarda da anlatılıyor.
Benim için İğde Dede’nin hikâyesi sadece bir türbenin hikâyesi değil.
Bir şehrin geçmişine açılan küçük bir kapı gibi…
Belki yıllar önce burada dua eden bir insan vardı.
Belki mağaranın sessizliğinde oturup düşünenler oldu.
Belki de bugün bizim fark etmeden geçtiğimiz o kayalıkların arasında, geçmişten bugüne ulaşan nice hatıra saklı.
Afyonkarahisar’ı güzel yapan da biraz bu değil mi?
Her köşesinde başka bir hikâye…
Her sokağında başka bir hatıra…
Her eski yapısında geçmişten kalan bir iz…
İğde Dede de bu şehrin sessiz ama unutulmaması gereken hikâyelerinden biri.
Belki bir gün yolunuz Hıdırlık taraflarına düşer.
Merdivenlerden aşağı inerken etrafınıza biraz daha dikkatli bakın.

Belki bir iğde ağacının kokusunda, belki kayalıkların sessizliğinde, Afyonkarahisar’ın yüzlerce yıllık hikâyesinden küçük bir iz bulursunuz. Günümüzde İlimizin tanınmış ailelerinden EVRENKAYA Ailesi tarafından bakımları sürdürülen bu özel türbe sizleri ziyarete bekliyor.

